AK Parti’nin 23 yıllık iktidarında dilinden düşürmediği, öve öve bitiremediği “AK Belediyecilik”, Samsun’un Tekkeköy Belediyesi’nde adeta duvara tosladı.
Her ne kadar mevcut Belediye Başkanı Mustafa Candal, koltuğu partisinin bir diğer mensubu Hasan Togar’dan devralmış olsa da, “yeni geldi, düzen kurulsun” diye bekledik.
Ama artık bir yılı geçti.
Beklemek bir yana, işler daha da kötüye gitmeye başladı. Başkan sadece işçilerin maaşlarını ödememekle kalmadı; devletin memurlar için gönderdiği maaş ödeneği bile ortada yok!
Nasıl oluyor bu iş?
Devlet, belediyede görev yapan memurların maaşlarını tıkır tıkır gönderiyor. Fakat o maaşlar bir türlü çalışanların cebine ulaşmıyor. Tekkeköy Belediyesi’nde üç aydır maaş bekleyen memurlar var!
Memur maaşları blokajlı gönderildiği halde, etik ve genel teamüle aykırı bir şekilde kullanılıyor. Bu maaşlar nerede?
Üstelik üretim yok, hizmet yok, çalışanların ekonomik döngüsü durma noktasına gelmiş. Ve tüm bunlara rağmen, iktidar belediyesi olmanın ayrıcalığı da ortadayken!
Belediye başkanlarının durumu malum. Önceliği de…
Peki işçinin, memurun aidat ödediği; üye olup şube yaptığı, şube yapıp güçlerini ve parasal gelirlerini artırdığı bu sendika başkanları nerede?
Her şey süt limanken bol bol poz verip gösteriş yapan bu sendika başkanları kime çalışıyor?
İşçinin, memurun, emekçinin hak ve hukukunu korumakla yükümlü olan sendika başkanları nerede kardeşim?
Memurun hakkını korumakla yükümlü Bem-Bir-Sen Samsun Şube Başkanı Savaş Gayretli nerede?
İşçinin sesi, emekçinin destekçisi olması gereken Hizmet-İş Sendikası Samsun Şube Başkanı Ziya Uzun nerede?
Nerede olduklarını ben söyleyeyim:
Bu zat-ı muhteremlerin biri, memur haklarını savunmak için oturması gereken sendika koltuğunun yanı sıra, bir de Büyükşehir Belediyesi’nde şube müdürü.
Yani işteki varlık süresi, belediye başkanının iki dudağı arasında.
“Git” dedi mi gidecek, “gel” dedi mi gelecek.
Sonra bu kişi, emekçiler sayesinde oturduğu sendika koltuğunun hakkını verecek, öyle mi?
Tıpkı CHP milletvekili aday adayı, CHP’nin Atakum Belediye Başkan Yardımcısı ve Tüm-Bel-Sen Şube Başkanı Suat Yıldız gibi.
Bunların bir de bu güçten yararlanarak işe soktukları var tabii.
Bir ayağa kalksa, neler olur aman Allah!
Biri sol görüşlü, diğeri sağ görüşlü tabana sahip iki sendika başkanı.
Biri AK Parti belediyesinde, diğeri CHP belediyesinde çalışan iki isim:
Savaş Gayretli ve Suat Yıldız.
Siz bir fark görebiliyor musunuz bu düzende?
AK Partili Tekkeköy’de neyse, CHP’li Atakum’da da o!
Ya Canik Belediyesi’nde işçiler çıkarıldı diye kükreyen Hizmet-İş Sendikası Samsun Şube Başkanı Ziya Uzun’a ne oldu?
O da AK Parti’nin İlkadım Belediyesi’nde işçi.
Yani onun da çalışma hayatındaki varlığı, belediye başkanının iki dudağı arasında.
Ne oldu da AK Parti’nin belediyesi Tekkeköy’de sus pus oldu?
Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı’nın üç belediye çalışanını işten çıkarmasının ardından “Pandora’nın kutusunu açma! Belediye babanızın çiftliği değil!” diye güya işçinin yanında duran, zehir zemberek açıklamalar yapan Ziya Uzun’a ne oldu?
Her şey “şube olmaktan düşerim” diye miydi?
Aidat derdi miydi?
Yoksa başka bir hesap mı vardı?
Bunların derdi belli arkadaşlar. Alim olmaya gerek yok.
Size sesleniyorum:
Evine ekmek götüremeyen, çocuğuna harçlık veremeyen, kirasını ödeyemeyen emekçi kardeşim, sana sesleniyorum:
Biz yazmaktan yorulduk,
Siz açlıktan yorulmadınız mı?
Sizden aldıkları güçle çift koltukta oturanları daha ne kadar sırtınızda taşıyacaksınız?
İndirsenize artık, sırtınıza binip koltuklarını güçlendirenleri!




