SAHİL PROJESİ Mİ, SATIŞ PROJESİ Mİ?
Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin Saathane Meydanı Projesi ile içeriğinin ne olduğu bilinmeyen Atakum Sahil Yolu Projesi, esnafın ve kamuoyunun tepkisine rağmen devam ediyor.
Aldığı kararlarla tartışmalara neden olan Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin, projeyi uygularken, insanları neden mağdur ettiği ise merak ediliyor. Sizler için iki projenin gelişim aşamasını araştırdık.
SAHİL YOLUNDA İLK KAZMA
Samsun Büyükşehir Belediyesi, hazine arazisi üzerine kurulu bulunan Atakum ilçesi sahil şeridindeki işletmeleri, sahil yolu çalışmaları kapsamında aldığı tahliye kararını yerine getirmek için geçen ay içinde harekete geçti. Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin tahliye işlemi için ilk kazmayı vurduğu işletmede olaylar çıktı. Esnaf hukuksuzluk uygulandığını öne sürerek uygulamaya karşı koydu. Bunun üzerine Belediye geri adım atmak zorunda kaldı.
SAATHANE DE YIKILIYOR
Bunun dışında, Samsun Büyükşehir Belediyesi ile yaklaşık 250 esnafı karşı karşıya getiren “Saathane Meydanı Kentsel Dönüşüm Projesi” de esnaf ve kamuoyunun tepkilerine neden oldu. Uzun süredir kamuoyunu meşgul eden proje kapsamında, 20 Temmuz günü harekete geçen Büyükşehir Belediyesi ekipleri, tapusu Vakıflar Genel Müdürlüğü üzerine kayıtlı veya satın alınarak kamulaştırılan 17 dükkânın yıkımına başladı. Esnafın hukuk mücadelesi ise devam ediyor.

ATAKUM’DA NELER OLDU?
Samsun Valiliği’nin, Hazine arazisi üzerine kurulu bulunan iş yerlerini, içeriği belirsiz olan sahil yolu çalışması kapsamında aldığı tahliye kararını yerine getirmek için harekete geçtiğini söyleyen Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Mimar Sinan Mahallesi Adnan Menderes Bulvarı ile 110. Sokak’ın kesiştiği yerde bulunan Can Tesislerinde tahliyeye başladı.

VALİLİK SESSİZ
1987 yılında Belediye tarafından şu anki işletme sahiplerine verilen işletmeler 2003 yılında Milli Emlak’a devredilmiş ve hazine arazilerinin üstünde görünmeye başlamıştı. Bu sebepten dolayı Büyükşehir Belediyesi’nin tahliye yetkisi bulunmuyor ve alınan kararı valiliğe dayandırıyor.
Ortada bir hukuksuzluğun olduğunu iddia eden işyeri sahibi Fatma Y., “Bize 27 sene sonra ‘işgalcisiniz çıkın’ diyorlar. Biz yol düzenlemesine karşı değiliz. Ortada hukuksuzluk var. Benim eşim akciğer kanseri. Haklı davamızı savunuyoruz” dedi; ancak yıkımın durdurulmasına engel olamadı.
Daha sonra yıkımı yapılacak olan işyerinin avukatı, yaptığı itiraz sonucunda, 15 Mayıs’ta Bölge İdare Mahkemesi’nden tahliyeyi durdurma kararı aldırdı. Ancak bu arada hızla tahliye yapma gayretinde olan Belediye çalışanları tesisin büyük bir bölümünü yerle bir etmişti bile.
BELEDİYE MAHKEMEYE UYMADI
Samsun Büyükşehir Belediyesi, Bölge İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararının ardından, 30 Mayıs tarihinde işletme sahiplerine bir yazı gönderdi ve Bölge İdare Mahkemesi’nin kararına uyarak tahliye ve yıkım işlemlerini durdurduklarını belirtti. Bu beyan sonucunda rezervasyon yaptıran işletme sahipleri, gelen yeni yazıyla adeta şok oldular. Çünkü sadece 25 gün sonra aynı Belediye, işletme sahiplerine yeni bir yazı göndererek 11 Temmuz günü saat 10.00’a kadar tahliye ve yıkım işlemlerini gerçekleştireceğini söylemişti.
İŞLETME SAHİPLERİ DİLEKÇE VERDİ
Konu hakkında Valiliğe birer dilekçe sunan işletme sahipleri Fatma Yılmaz ve Ahmet Ali Saygın, Belediye’nin tahliye kararını valiliğe dayandırdığını belirterek, “İçeriğinin ne olduğu bilinmeyen Sahil Projesi adı altında sadece Adnan Menderes Sahil Bulvarı üzerinde bulunan Can Tesisleri ve Dilan Tesisleri hakkında işlem yapılmaktadır” dedi.
OLAYLARIN ARDINDAKİ GERÇEK
Atakum sahilinde kendileri gibi aynı şartlara sahip ve hazine arazisi üzerinde bulunan onca kafe, tesis ve işletmelere dokunulmadığını; sadece Can ve Dilan Tesislerine tahliye kararı yolladıklarını söyleyen Fatma Yılmaz ve Ahmet Ali Saygın, bu durumun düşündürücü olduğunu kaydettiler.
Tesis Sahipleri, Deniz Kafe, Esinti Tesisleri, Karadeniz Tesisleri ve gerek kumlukta bulunan gerek kendileri ile aynı tarafta bulunan onca tesis ve konutun işgalci durumunda olmasına rağmen, bu kararın sadece Can ve Dilan Tesislerine uygulanmak istenmesinin asıl amacının farklı olduğunu söylediler.
“ÖZEL HASTANE YAPILACAK”
Can Tesisleri işletmecisi Fatma Yılmaz, Belediye’nin Can Tesislerini yıkmak istemesindeki asıl amacın, şu anda Tedaş binası olarak kullanılan işyerinin Belediye’ye yakın kişilerce özel hastane yapılması amacıyla kiralanmak istenmesi; ancak alanın az olması sebebiyle kendi işletmesinin bulunduğu yere ihtiyaç olması ve tahliye edilecek alanın hastane ile bütünleştirilmesi olduğunu iddia etti.
“350 BİNE SATTILAR” İDDİASI
Dilan Tesisleri işletmecisi Ahmet Ali Saygın ise, söz konusu tesisin bulunduğu yer ile ilgili olarak, tahliye ve yıkım için hiçbir surette gerekçe gösterilmediğini ve tahliyeyi sadece ‘Valilik Makamı’nın istediğini söylediklerini belirterek şu iddialarda bulundu:
“İşletmemiz Atakum Sahil Yolu Projesinden etkilenmemekte ve tesisimizin tahliye ve yıkımı bu yönüyle de bir zorunluluk doğurmamaktadır. Tüm evrede konuşulan ve şifahi olarak söylenen belediyenin tesisimizi yıkmak istemesinin asıl amacının tesisimizin arkasında bulunan ve şu anda inşası devam eden bina ve arsa sahiplerinden, tam önünde bulunan tesisimizin yıkılması için Belediyenin anlatma yaptığı ve karşılığında da Belediye ye 350.000.00 TL hibe bedeli ödendiği şeklindedir. Bu husus tarafıma bizzat ismi Hasbi olan ve tesisimin arkasındaki inşaatın sahiplerinden biri tarafından söylenmiştir. Hatta kendisi, yıkımın yapılmaması durumunda belediyeye verdiği 350 bin TL’yi geri isteyeceğini beyan etti. Bu konuşmalara tanık olan kişilerde bulunmaktadır. Bütün bu hususlar bizim de dikkatimizi çekmekte ve belirttiğimiz gibi sahil yolu üzerinde yüzlerce tecavüzlü yer ve bina bulunmasına rağmen işlem yapılmaksızın tesisim hakkında işlem yapılması bizde de yıkım amacının bu olay olduğu kanaatini doğurmaktadır.”
“TAHLİYEYİ DURDURUN”
Can Tesisleri işletmecisi Fatma Yılmaz ile Dilan Tesisleri işletmecisi Ahmet Ali Saygın, valiliğe verdikleri dilekçelerinde, mağduriyetlerinin giderilmesini ve mahkeme karar verene ya da en azından Ekim ayı sonuna kadar, tesisleri ile ilgili tahliye ve yıkım işlemlerinin durdurulmasını ve bu konuda belediyeye bilgi verilmesini istediler.
ESNAF BİRLİK OLDU: “İŞGALCİ DEĞİL KİRACIYIZ”
Belediye’nin tutumu üzerine birlik olan sahil esnafı, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin tahliye ve yıkım kararını protesto etti. Atakum, Adnan Menderes Bulvarındaki Can Tesisleri’nde toplanan işletmeciler, Başkan Yılmaz’ın açıklamalarına ateş püskürdü.
Müşterileri ve vatandaşların da katıldığı basın açıklamasında konuşan Can Tesisleri Düğün Salonu İşletmecisi Fatma Yılmaz, “Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin tahliye ve yıkım kararı hukuksuzdur. Yıkımı Samsun Valiliği değil Samsun Büyükşehir Belediyesi istiyor. Biz burada işgalci değil kiracıyız” dedi.
BAŞKAN YILMAZ’IN TAVRI HUKUKSUZ
Karadeniz Tesisleri Sahibi ve Samsun Kahveciler, Gazinocular, Büfeciler ve Müzisyenler Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mustafa Kara ise, Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın Adnan Menderes Bulvarındaki projelerin hayata geçmesinde takındığı tavrın hukuksuz olduğunu söyledi.

BAŞKANIN İŞGALCİ MUAMELESİ ÇOK AĞIR
“Yapılması gereken bir şey varsa bir araya gelmemiz konuşmamız lazım” diyen Mustafa Kara, “Başkan Yılmaz sahil yolunda yıkım işlemleri yapıyor. Fakat bizim elimizde sözleşmeler, kontratlar var. Sahil projesi kapsamındaki yıkımlara tepkimiz büyüktür. Biz bu sahile 1987 yılında Büyükşehir Belediyesinin açtığı ihaleye girerek aldık. Şimdi bize işgalci muamelesi yapılması çok ağır bir ithamdır. Yıllarca bu tesislere yatırım yaptık.
“BALIKÇI FEVZİ’YE NE UYGULADIYSA BİZE DE ONU UYGULASIN”
Bu yatırımları da izinsiz yapmadık. Burada 100’e yakın işletme, 60’a yakında hazine yerine taşmış bahçeleri olan evler var. Bütün bunları baz alarak Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın bizi muhatap alarak konuşması gerektiğini düşünüyoruz.
Kimsenin ‘hukuksuz’ davranmasını istemiyoruz. Sözleşmemiz, kontratımız mevcuttur. Yol geçecek diyerek kimse ekmek teknesini, haksız yere yıktırmaz. Balıkçı Fevzi örneği karşımızdadır. ‘Fevzi’nin Yeri’ işletmesini yıkmadan önce şimdiki yerini yaptı ve devretti. Bizlerle de konuşsun, anlaşsın, uzlaşsın. 30 yıllık işletmeleri dozerlerle yakıp yıkmak kolay değil.”
SAATHANE PROJESİ’NDE DE DURUM FARKLI DEĞİL
Saathane Meydanı Kentsel Dönüşüm Projesi”nde de durum farklı değildi. Yine esnafı ve bölge halkını karşısına alan Samsun Büyükşehir Belediyesi, mahkeme kararının sonucunu beklemeden yıkımlara başladı. 7 bin 900 metrekarelik alanı kapsayan projede, tescilli binaların haricindeki tüm yapılar yıkılarak, tarihi dokunun ortaya çıkartılması planlanıyor. Saathane Meydanı projesi; Buğday Pazarı Caddesi, İhsaniye Sokak, Patlıcan Pazarı Sokak, Eski Telgrafhane Sokak, Çarıkçılar Sokak, Balık Pazarı Sokağı’nı kapsıyor.
10 MİLYON’A MAL OLACAK
Öncelikle vakıflardan devralınan dükkânların tahliye işlemi ve yıkımları gerçekleştirildi. Saathane Meydanı Kentsel Dönüşüm Projesi, toplamda 10 milyon TL’lik kamulaştırmanın yapılacağı bir proje.
ESNAF 119 DAVA AÇTI
Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin İlkadım ilçesinde yer alan Saathane Meydanı’nda uygulamak istediği kentsel dönüşüm projesine karşı çıkan çevre esnaf ve mülk sahipleri, belediyenin söz konusu bölgede hayata geçirdiği proje ile ilgili hazırlanan imar planına, uygulama imar planına ve kamulaştırma işlemlerine karşı toplamda 119 dava açtı. Davalar Haziran ayı içinde açıldı.
EMSAL KARAR UMUT OLDU
Henüz kesin bir sonucun çıkmadığı davada, mahkemenin sonucu merakla bekleniyor. Saathane Meydanı Davası ile ilgili süreç devam ederken, 2007 yılında alınmış bir emsal karar, esnaf için umut oldu. Avukat Selim Şahin, mahkemeye sunduğu kararla ilgili şunları söyledi: “İdare mahkemelerinden karar bekleniyor ama belediyenin açmış olduğu kamulaştırma davalarında bir gelişme var. 2007 yılında belirlenen, metrekareye 6 bin 500 lira verilmesi, emsal olarak umut oldu. Bu emsali mahkemeye sunduk. Sonucu merakla bekliyoruz. Yüce yargı bu konuda gerekli kararı verecektir.”
Peki, iş bu noktaya gelmeden bir uzlaşma yolu bulunamaz mıydı? Vatandaşıyla mahkemelik olmasının kendisine yakışmadığı Belediye Başkanı’nın asli görevi, şehrindeki vatandaşlarının bir tekini dahi mağdur etmemek değil midir? Eğer öyleyse, bu inat neden?
