Türk fındığı, laboratuvarlarda üretilebilen böceklerle bitirilmek mi isteniyor! Fındıkta Neler Oluyor?
Fındık, Karadeniz Bölgesi ve özellikle Samsun için büyük bir ekonomik ve kültürel öneme sahip. Ancak bu sene, fındık üreticileri kahverengi kokarca etkisiyle büyük zorluklar yaşadı.
Maliyetlerini karşılamakta güçlük çeken üreticiler, düşük randımanlı fındıklarını düşük fiyatlarla satmak zorunda kaldı. Fırsatçı bazı tüccarlar ise bu durumu kendi lehlerine çevirmekten geri durmayarak randımanı 50 olan fındığı bile 130 lira yerine 90-100 liradan aldı.
Fındık sektöründe yaşanan bu olumsuzluklar, her yıl tekrarlanan bir kısır döngü haline gelmiş durumda. Siyasetçisinden çiftçisine kadar herkes ses yükseltiyor, ama etkili bir çözüm bulunamıyor.
Gazeteci Necdet Uzun, Samsun Gazetesi’nde bugün yayınladığı “Fındıkta neler oluyor?” başlıklı yazısında bu konuya derinlemesine bir bakış sunmuş.
Uzun, fındık üreticileri ve sanayicileriyle yaptığı görüşmelerde, kahverengi kokarcanın fındığa salgıladığı maddenin insan sağlığı üzerindeki potansiyel zararı konusunda endişelerin bulunduğunu da belirtiyor.
Ayrıca, fındık üretiminin bilinçli olarak böceklerle baltalanmaya çalışıldığına dair teorilere de yer veren Necdet Uzun, fındık sektöründeki sorunların yalnızca doğal bir zararlıdan ibaret olup olmadığını sorgularken, aynı zamanda bu sorunların kökenlerine dair derinlemesine bir araştırmanın yapılması gerektiğine işaret ediyor.
İşte, Uzun’un “Fındıkta neler oluyor?” başlıklı yazısının tamamı:

Fındıkta neler oluyor?
Karadeniz Bölgesi’nin
genellikle sahil kesiminde
sebze ve meyveye
büyük zarar veren
kahverengi kokarca,
en çok fındığı vurdu…
Randıman da 35’lere kadar düştü…
Bu yüzden de
çok sayıda üreticinin
fındığı,
artık para etmiyor…
Serbest piyasada düşük randımanlı
fındık,
50-60 lira arasında işlem görüyor…
Daha önce “Kazananlar ve kaybedenler” başlıklı yazımda,
randımanı
çok düşük olan
ürünü
füre, ezme, çikolata ve pastada
kullanacak
sanayici için
bu fiyatlar ucuz, demiştim…
Ancak geçenlerde
ünlü bir sanayici
ile görüşürken,
“Düşük randımanlı ucuz fındık
işinize gelir” dediğimde,
onu endişeli gördüm…
O da bana “İlk bakışta öyle ama
kokarcanın
fındığın içine salgıladığı
maddenin insan sağlığına zararlı olup olmadığı
bilinmiyor” cevabını verdi…
Kahverengi kokarcanın
içini boşaltarak
düşük randımanlı
hale getirdiği ve yenildiğinde
ağızda acılık oluşturan
fındığın
laboratuvarda
tahlil edilmesinin önemli olduğunu da sözlerine ekledi…
Daha sonra, fındık işiyle uğraşan
bir başka arkadaşı telefonla aradım…
O da randımanı düşük fındığın
füre olarak sanayide kullanıldığını hatta
Avrupa’ya ihraç edildiğini belirterek,
“Eğer tahlil sonuçları kötü çıkarsa,
bu işin sonucunda
üretici, ihracatçı ve sanayici
zarar görür” dedi…
Ve arkadaşım ilginç bir tespit daha yaptı…
Sahil kesimde kokarcadan
az zarar gören fındıkta
randıman
normal de olsa;
zaman zaman üzerinde lekeler görüldüğünü
belirtti…
Lekeli fındığın ihracı
zordu…
Bu nedenle de ihracatçıların
Batı Karadeniz Bölgesi
ürününü tercih etmek zorunda kalacağını
söyledi…
Yani, bu sezon
Doğu Karadeniz’de
fındıktan umudu kestik…
İşler biraz karışık!..
Tekel konumundaki firma bile
temkinli tavrını sürdürüyor…
Bunca olumsuz gelişmeler içinde
sıklıkla duyduğum ve giderek
yaygınlaşan
bir konuyu da dile getirmek istiyorum:
“Türk fındığı, laboratuvarlarda üretilebilen
böceklerle
bitirilmek isteniyor“…
“Komplo teorisi” diyenler
çıkar elbette…
O zaman şunu soralım:
“İç sularda
balık neslini tüketen
İsrail sazanı, gökten zembille mi indi?“…




