Samsun’un Canik ilçesinde 2012 Temmuz ayında meydana gelen ve 13 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketi sonrası açılan dava 11 yıl sürdü. Önceki gün sonuçlanan davada “kusurun kime ait olduğunun tespit edilemediği” gerekçesiyle herkes beraat etti. Zaten yargılananlar da karar verici değil, uygulayıcıydı!
Oysaki o gün dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Bu ölen insanların sorumluluğu bizimdir, hükümetimizindir. Bir suçlu varsa başta ben olmak üzere bir hatalı olan varsa herkes cezasını çekmelidir” demişti.
Samsun 4 Temmuz sabahına büyük bir acı ile uyanmış, sıcak temmuz ortasında Samsun’u vuran sağanak yağış, felakete neden olmuştu. Dere yatağına yapılan Kuzey Yıldızı TOKİ Konutları ve ilçe genelinde 13 kişi hayatını kaybetmişti.
Canik İlçesi’ne bağlı Gaziosmanpaşa Mahallesi’nde Mert Irmağı’nın kenarına yapılan Kuzey Yıldızı TOKİ Konutları’nda su baskınına neden olan selde, TOKİ Konutları’nın bodrum katlarında yaşayan 4’ü çocuk olmak üzere toplam 5 kişi evlerinde boğularak can vermişti. Samsun’a büyük bir şok yaratan bu haber ülke gündemine de bomba gibi düşmüştü.
TOKİ’NİN BODRUM KATLARI TABUT EV OLDU
Arama-kurtarma ekipleri, yaptıkları çalışmalarda, 1,5 yaşındaki Hüseyin Yılmaz, 9 yaşındaki Berkay Bütüner ile 5 yaşındaki ağabeyi Abdullah Yılmaz’ın ve Mustafa Gazel’in cesetlerine ulaşılmış, anne Hüsniye Yılmaz ise komşuları tarafından kurtarılmıştı. Baba Recep Yılmaz, 6 yaşındaki kızı Azime’yi sel sularından son anda kurtarmayı başarmış ama diğer iki çocuğunu kurtarmayı başaramamıştı.
İlerleyen saatlerde, çalışmalarını sürdüren dalgıç ekipleri, Kenan Yazıcı (40) ile oğulları Mücahit (16) ve Bedirhan’ın (9) bodrum kattaki cesetlerine ulaştı. Zaman geçiyor Samsun yeni acılara şahit olmak istemiyordu. Kayıpların artacağından korkan ilçe halkı tedirgin bir bekleyiş içine girdi.
Gün içerisinde yeni isimler belli olmaya başladı. Mert Irmağı’nın Eski Sanayi Mevkii’ndeki dere yatağında da Mehmet Yayla isimli vatandaşın cesedine ulaşıldı.
Kirazlık mevkisinde yer alan akaryakıt dolum tesislerinin yakınında Emine Bütüner (36) ve kızı Miranur Bütüner ile Seher Özkan isimli kız çocuğunun cesetleri bulundu. Yılanlıdere çöp depolama alanında arama çalışması yapan İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne bağlı 44 kişilik ekip, kayıp olduğu bildirilen 14 yaşındaki Cansu Çakan’ın cesedine ulaştı.
Kayıplara ulaştıkça Samsun nefesini tutmuş, arama kurtarma ekiplerinden gelecek yeni haberleri bekliyordu.
TÜM UYARILARA RAĞMEN
Yer seçiminin yanlış olduğu birçok yetkili tarafından dile getirilse de 8 Haziran’da İdol İnşaat tarafından Canik’te yapılan Karadeniz’in en büyük outlet alışveriş merkezi Lovelet de sel felaketinde, yerle bir oldu. Oysaki meslek odaları, afet uzmanları Lovelet’in dere yatağının ıslah edilmesi sonrasında kazanılan arsa üzerine yapılmasının yanlış olduğu söylenmiş, uyarılmışlardı.
TÜRKİYE’NİN NABZI CANİK’TE ATTI
Canik’te yaşanan felakete Türkiye duyarsız kalamamış, felaketin yaşandığı günün akşamı bütün yaygın basın, televizyonların canlı yayın ekipleri ilçeyi adeta ablukaya almıştı. Saatler süren canlı yayınlarda, afet uzmanları selin neden bu kadar yıkıma yol açtığı ve sorumluların kim olduğu üzerine haberler yapıldı.
DERE YATAĞINA KONUT!
Uzmanlar ve meslek odaları konuşmalarında özellikle birkaç nokta üzerinde duruyorlardı: Kuzey Yıldızı TOKİ Konutları’nın dere yatağına yapılmasının hatalı olduğu, bodrum katlarına iskân verilmesinin yanlışlığı ve Mert Irmağı ile Yılanlıdere’nin ıslah çalışmalarının yanlış yapıldığı, dere yatağının iskâna açılmasının yanlışlığı üzerinde duruldu.
KUSUR ‘YAĞMUR’DA
Sel baskını sonrası bu kadar kaybın yaşanması dikkatleri ister istemez ilçenin üzerine yoğunlaştırdı. Kamuoyu bir sorumlu ararken, Büyükşehir ve Canik belediyeleri sorumluluk konusunda birbirlerini suçladı. DSİ’nin çalışmalarının eksik olduğu vurgulandı. Bir kesim ise, yağmuru sorumlu tutacak kadar işi ileriye götürdü.
SONUÇ YİTİP GİDEN 13 CAN
Sel felaketinde; Kenan Yazıcı, Mücahit Yazıcı, Bedirhan Yazıcı, Hüseyin Yılmaz, Abdurrahman Yılmaz, Emine Bütüner, Mihra Bütüner, Berkay Bütüner, Seher Özkan, Mehmet Yaylacıoğlu, Mustafa Gazel ile Kadriye Aktaş, Cansu Çakan yaşamlarını yitirdi.
PEKİ, O GÜN ORADA OLAN İKTİDAR MENSUPLERİ NE DEMİŞTİ?
TOKİ: EVLER BELEDİYELERİN ONAYLADIĞI YERLERE YAPILDI
O gün yayın hayatımızın en zor günüydü. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) samsunanaliz.com özel açıklamalarda şöyle denmişti:
Samsun’da imar planlama çalışmalarının 1960-1970’lı yıllarda başladığı, TOKİ tarafından yapılan uygulamaların bulunduğu Canik bölgesinin ise 1980’li yıllardan itibaren, yerel belediyeler tarafından onaylanan imar planları ile yerleşime açıldığı ve yapılaşmanın başladığı söylendi.
BAKAN BAYRAKTAR: “SORUMLULUK HÜKÜMETİNDİR”

Sel felaketi sonrası Hükümet Canik’e çıkarma yapmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, sel felaketinin yaşandığı Samsun’un Canik ilçesinde Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın da katılımıyla incelemelerde bulunmuş, 5 kişinin TOKİ konutlarında hayatını kaybettiğini ifade ederek “Bu ölen insanların sorumluluğu bizimdir, hükümetimizindir. Bir suçlu varsa başta ben olmak üzere bir hatalı olan varsa herkes cezasını çekmelidir” demişti.
BAKAN EROĞLU, SEL KAPANINI SAVUNDU
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ise beklenmeyen bir yağış olduğunu ve yaklaşık 70 kilogram yağış düştüğünü belirterek, “Bu büyük bir afet. 710 mm sn debi geldi. Bizim en üst hesabımız 299 mm/sn’dir. Sel kapanı vazifesini yaptı, aksi takdirde çok büyük bir sıkıntı olabilirdi. Ekibimizle beraber geldik, inceleme yapıyoruz. Keşke ölüm olmasaydı. Ekip olarak daha ne gibi tedbirler alınacak onları planlayacağız” diye konuşmuştu.
SUAT KILIÇ: “BİLANÇO ÇOK AĞIR”
Afetin boyutlarını ve bilançosunu açıklamak ise Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’a düşmüştü. Kelimenin tam manasıyla doğal bir afet durumu yaşandığını, afetin acı bilançosunun çok ağır olduğunu belirten Bakan Kılıç, sel felaketinden 367 hanenin ve 33 işlerinin hasar gördüğünü, 138 depo ile 3 cami, 1 okul ve 1 spor salonu ile çok sayıda köprünün de hasar görmüş durumda olduğunu söylemişti.
BAŞKANLAR SELİ UNUTTU POLEMİĞE TUTUŞTU
Canik’te yaşanan sel felaketi birçok gerçeğin de gün yüzüne çıkmasına vesile oldu. Dere yataklarının ıslah edilmesi ve çevresinin imara açılması yeniden tartışma konusu oldu. İmar yetkisi olan ve imar izni veren kurumlar arasında günlerce süren polemik yaşandı.
Bu polemiklerin en önemlisi Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz ile Canik Belediye Başkanı Osman Genç arasında yaşandı. Her iki başkan günler süren açıklamalarında topu diğer belediyenin sorumluluk sahasına attı.
BAŞKAN YILMAZ KENDİNİ SAVUNDU

O dönem Büyükşehir Belediye Başkanı olan bugün ise Ak Parti Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz ise yaptığı açıklamalarda, Genç ile DSİ tarafından yaptırılan sel kapanı konusunda fikir ayrılığına düşmüş, suçlamaları kabul etmeyerek kendini savunmuştu.
Yine dönemin Canik İlçe Belediye Başkanı Osman Genç Genç, Canik’teki sel felaketine doğru yere yapılmadığını söylediği su kapanının neden olduğunu söylerken, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz ise Samsun’u baraj kapanının koruduğunu iddia ederek, Kuzey Yıldız TOKİ Konutları hakkında, yapım anlamında bir yanlışlık olmadığını, ancak bodrum katlarına iskân verilmemesi gerektiğini itiraf edip, bu yanlışı yöneticilerin yaptığının altını çizmişti.
GENÇ: “VİCDANIM RAHAT”

Gelen tepkiler dinmeyince vicdanen rahat olduğunu vurgulayan Canik Belediye Başkanı Osman Genç, sel felaketine görevlerini yapmayan kurumların neden olduğunu kaydedip Samsun Büyükşehir Belediyesi ile DSİ’yi suçlamıştı.
MESLEK ODALARI İSYAN ETTİ
Canik’te yaşanan sel felaketi sonrası meslek odaları adeta isyan etmiş, İnşaat Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası peş peşe yayınladıkları rapor ve açıklamalarla dikkatleri Canik’teki sel kapanına ve ıslah çalışmalarına çekmişti. “Defalarca uyardık, dinleyen olmadı” diyerek isyan eden Oda Başkanları, yetkilileri görevlerini gereği gibi yapmaya çağırmıştı.
SUÇLU ‘YAĞMUR’ ÇIKTI
13 canın yitip gittiği sel felaketinin ardından açılan dava 11 yıl sürdü. Geçtiğimiz gün karara başlanan davada dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Bu ölen insanların sorumluluğu bizimdir, hükümetimizindir. Bir suçlu varsa başta ben olmak üzere bir hatalı olan varsa herkes cezasını çekmelidir” demesine rağmen “kusurun kime ait olduğunun tespit edilemediği” gerekçesiyle herkes beraat etti, suç ‘yağmur’a kaldı.
Ne diyelim… Öptüler, sevdiler, konuştular, gittiler.
Sizin adaletinizi sevsinler!










