Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi’nin 61 sayfalık Türkiye raporunda, “Türkiye’de basın özgürlüğü krizde” saptaması yapılıyor ve “hükümet, basına karşı yakın tarihin dünya çapında en büyük saldırısını yürütüyor” deniliyor.
Gazetecileri Koruma Komitesi (CJP), 1981’de kurulan, 27 yıldır dünyanın pekçok ülkesinde basın özgürlüğünü mercek altına alan bir örgüt. CJP, 61 sayfalık Türkiye raporunda “ülke gazetecilerin hapsedildiği ve muhalefetin suç sayıldığı karanlık günlerden geçiyor” dedi.
Raporda yasaların gazetecilik faaliyetlerinin yasadışı hareketler ve darbe planı iddialarıyla bağlantılandırılması için fazlasıyla geniş bir zemin sağladığına dikkat çekildi. Gazetecileri sindirme işlevi gören yasaların, oto sansüre yol açtığı savunuldu.
2011-2012 yılları arasında Türkiye’ye yapılan 3 ziyaret sonucu hazırlanan raporda, Ankara’nın, söz konusu kişilerin gazetecilik dışı faaliyetleri sebebiyle hapiste oldukları açıklaması da ele alındı. Temmuz ayında kabul edilen yargı reformu paketi eleştirildi.
Raporda basın özgürlüğü sorununun Avrupa Birliği yetkililerinde endişe yarattığı, Amerika ile Türkiye arasındaki ilişkileri tehdit ettiği savunuldu.
Raporda, dünyada tutuklu gazeteci sayılarını gösteren ve Türkiye’nin hapisteki 61 gazeteciyle İran, Çin, Küba ve Eritre’yi geride bıraktığı bir haritaya da yer veriliyor.
“Türkiye tutuklu gazetecilerle ilgili kendi rekorunu kıran ve basın özgürlüğünü kısıtlamada kendi kendine rakip olan tek ülke” deniliyor.
GAZETECİYE YIPRANMA VE SENDİKA HAKKI AKP OYLARIYLA REDDEDİLDİ
CHP’li Umut Oran: Özgür basın özgür Türkiye demektir
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın gazetecilere yıpranma hakkı tanınması, sendika üyeliğinin zorunlu olması, medya patronlarına kamu ihale yasağı getirilmesi, internet medyasının yasal statüye kavuşturulması, stajyer muhabirlere de ücret ödenmesi gibi önemli düzenlemeler içeren yasa teklifi, AKP milletvekillerinin TBMM Genel Kurulu’nda oylarıyla reddedildi.
Oran, “Örgütlü basın demek, özgür basın demek. Özgür basın demek de, özgür Türkiye demek. Hadi gelin, ileri demokrasi diyorsak, daha çok demokrasi diyorsak, daha çok özgürlükler diyorsak, bu basın özgürlüğüyle ilgili yasayı hep beraber kabul edelim” diye konuştu.
Oran, hazırladığı, 5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifini 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde TBMM’ye sunmuştu. Ancak komisyonda teklifin İçtüzük’te öngörülen 45 günlük sürede ele alınmaması üzerine Oran, bu kez 12 Mart 2012’de TBMM Başkanlığı’na başvurarak teklifin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını talep etti.
Radyo ve TV’lerin yanı sıra internet yayıncılığı ve yazı işleri birimlerinin yasal statüye kavuşturulması, medya sektöründe çalışanlara sendikalı olma zorunluluğu getirilmesi, süresiz biçimde ücretsiz stajyer çalıştırmanın önüne geçilmesi, gazetecilerin fiili hizmet süresi zammının (yıpranma) yeniden getirilmesi, ulusal düzeyde yayın yapan radyo, TV’ler ve gazetelerin sahiplerine kamu ihalelerine girme yasağı öngörülen teklif için meclis kürsüsünden konuşan Oran, konuşmasında şunları kaydetti:

Basın her yönden baskı altında, abluka altında
Biliyorsunuz, İstanbul’da gazeteciler Özgürlük Platformu bir yürüyüş yaptı. Bu Platform ne istedi? Sokaklarda, meydanlarda ne söyledi? Özgür bir çalışma ortamı istiyorlar ve basın üzerindeki baskıların, basın üzerindeki yasakların kaldırılmasını talep ettiler çünkü bugün gazeteciler, bu mesleği icra edenler her yönden, her yandan baskı altında âdeta abluka altında mesleklerini icra ediyorlar.
Gazeteciler sendikalı olsun
Şimdi, biz bu yasada baktığınız zaman, bugün şu anda teklif etmiş olduğumuz bu yasada ne talep ediyoruz? Diyoruz ki: Gazetecilere sendika zorunluluğu getirilsin. Bilmiyorum, buna itiraz ediyor musunuz?
Stajyerler maaş alsın
Diyoruz ki: Stajyer gazeteciler en azından özlük haklarına sahip olsunlar. Buna, bilmiyorum, itiraz ediyor musunuz?
Yıpranma hakkını geri verin
Yine sizlerin kaldırmış olduğu 2008 yılında, yıpranma payının tekrardan getirilmesi. Buna itiraz ediyor musunuz, bilmiyorum.
Medya patronuna kamu ihale yasağı
Ve diyoruz ki, burası çok önemli: Medya patronlarının kamu ihalelerine doğrudan veya dolaylı olarak girmemeleri gerekiyor. Siyasetle ticaretin birbiriyle ilişki kurmamaları gerekiyor. Bilmiyorum, bunu kabul ediyor musunuz?
İnternet medyasına yasal statü
Yine diyoruz ki: 22 milyon, 23 milyonun o mecrada yer aldığı İnternet gazeteciliği bir yasal statüye sahip olsun. Bilmiyorum, bunu kabul ediyor musunuz?
İleri demokrasiyse özgür basını kabul edelim
Şimdi, değerli milletvekilleri, örgütlü basın demek, özgür basın demek. Özgür basın demek de, özgür Türkiye demek. Bizim istediğimiz, bizim talep ettiğimiz bu. Hadi gelin, ileri demokrasi diyorsak, daha çok demokrasi diyorsak, daha çok özgürlükler diyorsak, bu basın özgürlüğüyle ilgili yasayı hep beraber kabul edelim.
Ancak Oran konuşmasının ardından yapılan oylamada AKP’nin hayır oyları nedeniyle teklifin doğrudan gündeme alınması reddedildi.
