Şiddet gören kadınların yüzde 43’ü durumlarını kimseye anlatamıyor.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) araştırmasına göre, kadına karşı şiddetin oldukça yoğun olduğu ülkemizde, şiddet gören kadınların neredeyse yarıya yakını, gördüğü şiddet karşısında sessiz kalıyor.
SORUN SOSYOLOJİK
TEPAV’ın Samsun’da gerçekleştirdiği araştırma, kadınların, şiddet görseler bile toplumdaki olumsuz algıdan dolayı danışma merkezleri ile sığınma evlerine gitmeye çekindiklerini ortaya koydu.
Radikal gazetesinden Hacer Boyacıoğlu’nun haberine göre, TEPAV, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın finansmanıyla, Samsun Valiliği ve Samsun Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen ‘Samsun’da Kadının Durumu Projesi’ kapsamında bir rapor hazırladı.
Görüşme ve anket sonuçlarına göre oluşturulan raporda, Samsun’da kadına yönelik şiddet konusunda kır ile kent arasında bir takım farklılıkların ve benzerliklerin bulunduğu görülüyor.
KENTTE DE DURUM AYNI
Buna göre, kentli kadınların destek alabileceği mekanizmalar bulunurken, köylü kadınlar bu olanaklardan yoksun. Ancak bu çalışma, kentte şiddete maruz kalan kadınların da, kurumsal destek mekanizmalarından yararlanmadıklarını ve sessiz kaldıklarını gösterdi. Görüşülen kadınların yüzde 43’ü bu durumu kimseye anlatmadığını ifade etti.
GÖRÜLME KORKUSU YAŞIYORLAR
Kadınlar, şiddete maruz kaldığında bunu en yakınından bile gizliyor ve şiddete maruz kalan kadınların gittiği merkezlere gitmeyi, oraya giderken görülme tehlikesi nedeniyle istemiyor.
YÜZDE 42’Sİ “EV KADINI”
TEPAV, aile içi şiddetin yanı sıra ekonomi, eğitim, sağlık, kamu hizmetlerinden yararlanma gibi çeşitli alanlarda da Samsun’da yaşayan kadınların genel fotoğrafını çekti. Ankete katılan kadınların yüzde 64’ünün ne çalıştığına ne de iş aradığına dikkat çekilirken, 18-30 yaş aralığındaki kadınların yüzde 42’sinin kendilerini “ev kadını” olarak tanımladığına işaret edildi. Ev kadınlarının çalışmama nedenleri arasında ise, yüzde 31 çocuk ve yüzde 25,3 oranıyla “kocanın gelirinin geçinmek için yeterli olması” cevapları öne çıktı.
TEPAV, çalışma üzerine hazırladığı raporunda, toplumsal cinsiyet rollerinin sorgulanmasına ve çocuk bakım hizmetlerinin kamu tarafından sunumuna duyulan ihtiyaç vurgulandı.
