Ortada bir paylaşım var.
Kendisine ait olmayan, başkasından alınmış bir paylaşım.
İçeriği son derece ağır, son derece çirkin, son derece kabul edilemez.
Terme’de genç bir meclis üyesi o paylaşımı görmüş, beğenmiş ve kendi sayfasında paylaşmış.
Yazının tamamını ilk gördüğümde tek seferde okuyamadım.
Kalbim sıkıştı.
Gazeteciliğin zor yanlarından biri de budur; bazen görmek istemediğiniz şeyleri görmek, okumak istemediğiniz şeyleri okumak zorunda kalırsınız.
Bir süre haberini yapamadım.
Çünkü ortada yalnızca yanlış bir paylaşım değil, aynı zamanda henüz 25 yaşında bir genç vardı.
Tepkiler arttıkça, haberler yayıldıkça yazının tamamını okudum; yüzüm kızararak.
Bu ülkede yaşayan bir gencin böylesine bir metni nasıl beğenip paylaştığını üzüntü ve hayretle düşünüp kahroldum.
Meclis toplantısını tekrar tekrar izledim.
Gencin savunmasını da.
Daha ömrünün baharında, büyüklerin bile anlamakta zorlanacağı kadar ağır içeriklerin yer aldığı bir metni tam anlamıyla kavraması mümkün değildi.
Buna eminim.
O sebeple haber görseline “Bu kadar nefreti tek başına biriktirmiş olamaz” diye yazdım.
Belli ki genç yaşta siyasetin basamaklarını, Terme gibi küçük bir ilçede hızlı tırmanması ağır gelmişti.
Şımarmıştı; tüm cahilliğiyle.
Belki bir zümreye kendini kabul ettirme çabasıydı yaptığı.
Belki koltuk sevdası.
Bilemiyorum.
“Biri yaptırdı” diyemiyorum.
Ama birilerinin payı olduğuna eminim.
Yıllardır eğitimden siyasete kadar uzanan bir hat üzerinde beslenen Atatürk düşmanlığı, Cumhuriyet düşmanlığı ve laiklik karşıtlığı üzerinden makam sahibi olanların payı olduğuna eminim.
Oturduğu koltuğa Cumhuriyet sayesinde, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk sayesinde oturabildiğini öğrenemeyecek kadar cahil bırakıldığına eminim.
Bir toplumda var olabilmenin bir koltukla değil; o koltuğu doldurabilecek bilgi, birikim ve karakterle mümkün olduğunu söyleyecek bir çevreye sahip olmadığına eminim.
Eğer bunları öğrenebilseydi…
Bugün sahip olduğu hakların nasıl kazanıldığını okuyabilseydi…
Paylaştığı birkaç satırın kendisine neler kaybettirebileceğini görebilseydi…
Bugün bunları yaşıyor olmayacaktı.
Büyük bir yanlış yaptı.
Ve bunun karşılığında da gereken yapıldı.
CHP Terme Grup Başkanvekili Neslihan Özdemir konuyu meclise taşıdı. İsim vermeden, fotoğraf göstermeden.
CHP Samsun İl Örgütü açıklama yaptı. İsim vermeden, fotoğraf göstermeden.
Tepkiler demokratik ve hukuki zeminde gösterildi.
Olması gereken de buydu.
Çünkü hata yapan; henüz 25 yaşında, yukarıda saydığım etkenlere yenik düştüğü, meclis toplantısında verdiği cevaplarla da ayan beyan ortada olan genç bir kızdı.
Peki sonra ne oldu?
Ülkede yıllardır biriken ne kadar öfke varsa…
Ne kadar adaletsizlik hissi varsa…
Ne kadar hukuksuzluk eleştirisi varsa…
Ne kadar eğitim sistemi eleştirisi varsa…
Yıllardır asıl sahiplerine söyleyemediklerini, konuşamadıklarını, biriktirdikleri tüm öfkeyi; tüm ahlaksızlıklarıyla bu genç kızın üzerine boca etti çok sayıda insan.
Adını, fotoğrafını yaya yaya; en aşağılık hakaretleri ve küfürleri yaza yaza sözüm ona bir gerçeğe, bir değere sahip çıktılar.
Başlıklar, yazının bütününden özenle seçilen bölümler üzerinden atıldı.
Bir genç kıza yönelik, ağıza alınmayacak ifadelerle haberler, yorumlar ve paylaşımlar yapıldı.
Ne olduğu belli olmayan sosyal medya fenomenleri, sözüm ona gazeteciler ve daha birçok ünlü-ünsüz canlı tarafından.
Ahlaksızlığı tescilli olan ünlüler de yazdı.
En adisinden birkaç tık almak, üç beş takipçi kazanmak isteyen şarlatanlar da.
Yıllardır asıl sorumlulara söyleyemedikleri, asıl muhataplarına yöneltemedikleri öfkelerini bu gencin üzerinden kustular.
Sözüm ona bir değeri savunuyorlardı.
Sözüm ona bir ilkeye sahip çıkıyorlardı.
Bir gencin yaptığı büyük bir yanlışı, onu hayattan koparmaya dönüşen bir linç kampanyasına çevirmek ne vicdana sığar ne de ahlaka.
Bugün o genç kızın üzerine boca edilen nefretin, paylaştığı metindeki nefret dilinden ne farkı var?
Bir gencin hatasını anlamasına fırsat vermek yerine onu yok etmeye çalışanlara…
Kazanmak yerine kaybetmeyi tercih edenlere…
İnsan yetiştirmek yerine insan harcamayı seçenlere…
Yazıklar olsun.
Gözünüz yiyorsa; kalemlerinizi, klavyelerinizi ve öfkenizi o genci bu hâle getirenlere çevirin de görelim.

