Türkiye’nin gözde turizm bölgelerinde yıllardır tartışma konusu olan “özel plaj”, “şezlong kiralama zorunluluğu” ve “kıyıya erişim engeli” konusunda Yargıtay’dan emsal niteliğinde bir karar çıktı.
Karar, özellikle yaz aylarında Samsun’un Atakum sahilinde zaman zaman yaşanan benzer tartışmaları da yeniden gündeme getirdi.
Atakum’da da Benzer Şikayetler Yaşanıyor
Samsun’un en yoğun kullanılan sahil şeridi olan Atakum’da bazı vatandaşlar, sahilde faaliyet gösteren işletmelerin önündeki alanlarda havlu sererek denize girmek istediklerinde çeşitli uyarılarla karşılaştıklarını, şezlong kiralamaya yönlendirildiklerini veya işletme alanı gerekçesiyle farklı noktalara yönlendirildiklerini dile getiriyor.
Her ne kadar her işletme için geçerli olmasa da, yaz sezonunda bu yöndeki şikayetler zaman zaman kamuoyuna da yansıyor.
Yargıtay: Kimse Vatandaşı Kıyıdan Uzaklaştıramaz
İzmir’in Çeşme ilçesinde yaşanan olay sonrası verilen karar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından da onandı.
Karara göre;
- Vatandaşın kıyıya ulaşması engellenemez.
- Havlusunu sererek ücretsiz şekilde denizden yararlanmasının önüne geçilemez.
- Şezlong kiralamaya zorlanamaz.
- Kamuya açık kıyı alanından uzaklaştırılamaz.
Bu hakkı engelleyen kişiler ise şartların oluşması halinde cezai sorumlulukla karşı karşıya kalabiliyor.
Anayasa ve Kıyı Kanunu Ne Diyor?
Yargıtay kararında Anayasa’nın 43. maddesi ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na da dikkat çekildi.
Buna göre;
- Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
- Kıyılar herkesin eşit ve serbest kullanımına açıktır.
- Hiçbir gerçek ya da tüzel kişi kıyıları kendi kullanımına tahsis edemez.
- Vatandaşın kıyıya ulaşması ve denize girmesi engellenemez.
1 Yıl 8 Ay Ceza Süreci Nasıl Başladı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na kadar uzanan süreç, İzmir’in Çeşme ilçesinde bulunan Altınkum Plajı’nda yaşanan bir olayla başladı. İki çocuğuyla birlikte serinlemek amacıyla halk plajı statüsündeki alana giden bir doktor, havlusunu kuma sererek denize girmek istedi. O sırada plajda faaliyet gösteren özel bir işletmenin çalışanı, ailenin yanına gelerek alanı terk etmelerini istedi.
Doktorun jandarmaya başvurması üzerine başlatılan adli süreçte yerel mahkeme, kıyı hakkını engelleyen çalışan ile ona talimat veren işletme yöneticisini suçlu buldu.
İşletme çalışanı, “Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına; işletme yetkilisi ise çalışanı bu yönde yönlendirdiği için “Azmettirme” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da, yerel mahkemenin verdiği bu hapis cezasını hukuka tamamen uygun bularak onayladı ve kararı tüm Türkiye için bağlayıcı bir emsal karar haline getirdi.
Yargıtay’ın emsal niteliğindeki kararında Anayasa’nın 43. maddesi ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu maddeleri net bir dille hatırlatıldı. Anayasa’ya göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve toplumun ortak kullanımına açıktır. Hiçbir tüzel veya gerçek kişi, kamuya açık sahili tamamen kapatamaz, vatandaşın serbestçe dolaşmasını ve denize girmesini engelleyemez.
